| Profiledec 11PhotosBlogLists | Help |
|
March 29 Müslüman Genç!GENÇ VARKİ
Genç var ki imanı kuvvetli Din-i âliye hizmetli Büyüklerine hürmetli Adam olacağı belli...
Genç var ki insafa gelmiyor Öğüt versen tesiri olmuyor Büyük, küçüğü bilmiyor İnsan olmayacağı belli...
Genç var ki abdestini alıyor Beş vakit namazını kılıyor Halis mü’minleri buluyor Adam olacağı belli...
Genç var ki cami görmemiş Secdeye yüzün sürmemiş Alim yanında durmamış İnsan olmayacağı belli...
Genç var ki Kur’an elinde Allah’ın zikri dilinde Büyük zatların yolunda Adam olacağı belli...
Genç var ki kahvede yatar Evin eşyasını satar Derya-yı günaha batar İnsan olmayacağı belli...
Genç var ki ilme çalışır Vaaz vermeye alışır Büyük zatlarla buluşur Adan olacağı belli...
Genç var ki sinema işi Yitirmiş ekmeği aşı Geçiyor kıymetli yaşı İnsan olmayacağı belli...
Genç var ki camiden çıkmaz Elin namusuna bakmaz Fanilere boyun bükmez Adam olacağı belli...
Genç var ki namazdan kaçar Korkmaz Hakk’tan içki içer Salyasın etrafa saçar İnsan olmayacağı belli...
Genç var ki anneyi kırmaz Babasına karşı durmaz Sigaraya para vermez Adam olacağı belli...
Genç var ki babasını döver Din, iman, anneye söver Para için insan boğar İnsan olmayacağı belli...
Genç var ki söylersen tutar Gayet tevazulu yürür Din yolunda canın verir Adam olacağı belli...
Genç var ki gayet açık suçu Danslarda ağarmış saçı Siyonizm’i sever içi İnsan olmayacağı belli...
Genç var ki kürsüye çıkar Sözü mü’minleri yakar Gözlerinden yaşlar döker Adam olacağı belli...
Genç var ki açık bacağı-başı Şeytanın tam olmuş eşi Gece-gündüz kumar işi İnsan olmayacağı belli...
January 14 Hadisler - tolstoy'un kayıp risalesinden-Allah Teala'nın en hoşuna giden şey, insanın, kendi çalışmasıyla elde ettiği azıcık kazancından, gücü yetmeyenlere yardım etmesidir" -Hiçbir kimse öfkesini yutmaktan daha güzel bir içki içmemiştir" -Cehenne, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet ise nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır" -Eğer o, sağ eliyle sadaka verir, sol eli görmeyecek kadar gizlerse(daha şiddetlidir)" -Kimseyi kırma. Biri seni kırar ve ayıplarını kötülüklerini açığa vurursa, sen de onun kötülüklerini açıklayıp yayma." -Allah Teala bazı şeyleri farz kıldı, onları ihmal etmeyin. Bazı günahlara yaklaşılmaması için sınırlar koydu, o sınırları aşmayın. Bazı şeyleri haram kıldı, o haramları çiğnemeyin. Bazı şeyleri de unuttuğu için değil size olan merhameti sebebiyle dile getirmedi, ONLARI DA ARAŞTIRIP KURCALAMAYIN" -Kendiniz için istediğinizi başkaları içinde isteyin; kendiniz için istemedikleriniz başkaları için de istemeyin" -Şehvetle bakmak zinadır. Erkek olan meclise bir kadının kendini göstermek için süslenip gitmesi ve ihtirasla bakması da zinadır" -Allah Teala kendi kazancıyla yaşayanları, kendisine dost yapar" -Doğru yolu bulmuş insanlar, tartışmaya girmeselerdi bu yoldan sapmazlardı" -Gözlerin zinası bakmaktır, dilin zinası konuşmaktır. Nefis de temenni eder ve iştah duyar. Uzuvlar da bunu doğrular veya yalanlar" December 27 İntizar Gazeli...İntizar Gazeli...
Vahyin aydınlığında handan eyle yar beni Hükmün ile dîdar-ı cemîline sar beni Sevdam arzuhalimdir, iner kirpiklerimden Mümeyyiz eyle, dil-hun düşmeden uyar beni Kaygı ağından aczin kurtulayım, ey Vekil Dava için revanım; beklesin bahar beni Menfîdir, uzak kalsın tenakuz eğilimi Davayı istemezsem ruhum, kim duyar beni Meşakkat, ulağıdır kün adına dünyanın Darıbekadır ihya; menzilden kurtar beni Meğer ufak adamın hasadıymış gururum Hayr istemezse ruhum, efendim atar beni Ermeliyim vedanın yeryüzü zirvesine Vedud'a eğilmezsem, labirent yutar beni Arasat, irkildiğim düşün gerçekliğidir Haşir ibdaya rücü günüdür, tutar beni Zerafetinden artık öteyim görüntünün Harameyn için Rabbim, eyle bergüzar beni Belki ayrıldığınım sonrasında fenadan Tarih, ıstılahıyla nev-zemîn yazar beni Virdine alıştığım andan beri... Hüsna'nın Layemüt isteğiyle sardı ah ü zar beni Mecnun ürpertisiyle tevbe eşiğindeyim Ayetinde lütfundur; incitmez nazar beni Batın ey, ruhsatınla rıdvanına gideyim Semendere çevirir yoksa intizar beni Taşıyorum ehlibeyt vamıkını içimde Vecd ateşidir bağrım; söndürmez Hazar beni Müracaattır ümidim nedametle affına Tatmazsam eğer, karsız iletir mezar beni Ahengiyle donanmak gerekiyor Furkan'ın Fedakarsam, ülfete vesîle kılar beni Rüzgar alıp götürse nefsanî illetimi Uyku felaketinden alsa korkular beni Malikül-Mülk, sağımdan uzatılsa defterim Altından nehir akan köşke koysalar beni Zül-Celal-i Ve'l-îkram, sen ol deyince olur Münker-Nekir sualsiz mu nün saysalar beni Madem utanıyorum kem yüzümle gelmeye Secde ile tenimden yıkasa sular beni Nurullah Genç Allah’tan gerçek mânada hâyâ edenlerبسم الله الرحمن الرحيم Allah’tan gerçek mânada hâyâ edenler
Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurdular: "Sizin adınıza en çok korktuğum iki şey var. Bunlar aşırı emeller beslemek ve nefsin azgın ihtiraslarına kapılmaktır. Aşırı emeller beslemek, mü'mine âhireti unutturur, nefsin doyumsuz ihtiraslarına kapılmak ise, insanları haktan saptırır." Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz yine bir başka hadis–i şeriflerinde şöyle buyurdular: "Şu üç şey, üç şeye yol açar: 1–Bütün benliği ile dünyaya sarılan, ötesinde zenginlik olmayan bir fakirlikle, –Dünya için hırslanan, bitmez bilmeyen bir meşguliyetle, –Dünya için cimrilik eden, beraberinde hiç zenginlik olmayan hüzünle karşılaşır." Rivayet edilmiştir ki: Sahabe–i kiramdan Ebü'd–Derdâ Radıyallahu Anh Humus halkına şöyle seslenmiştir: "Ey Humus halkı! Oturamayacağınız kadar çok binalar yapmaktan, ulaşılması mümkün olmayan emeller beslemekten, yiyeceğinizden çok varlık ve servet biriktirmekten utanmıyor musunuz? Sizden önce gelip geçenler de büyük binalar yükseltmişlerdi, çok servetler yığmışlar ve uzak vadeli emeller peşinde koşmuşlardır. Fakat kurdukları binalar mezarları olmuş, uzak vadeli emellerinde hayal kırıklığına uğramış ve yığdıkları servetler de hiçbir işlerine yaramamıştır. Abdullah ibn Ömer Radıyallahu Anhüma şöyle demiştir: "Sabahladığın zaman "Akşam ne yapacağım?" diye düşünme. Akşamı bulunca da "Yarın ne olacak?" diye endişelenme. Yaşarken ölümün için, sıhhatli iken hasta olacağın günlerin için tedbirini al; çünkü yarın adının ne olacağını bilemezsin." Şöyle bir rivayet ulaşmıştır: Peygamberimiz ashabı ile sohbet ederken onlara: "Hepiniz cennete girmek istiyor musunuz?" diye sorar. Ashab: "Evet, ya Resûlallah" der. Bunun üzerine Resûlullah onlara: "Kendinizi uzun vadeli emellere kaptırmayın ve Allah'tan gerçek mânada hayâ edin." Ashab: "Biz zaten Allah'tan hayâ ediyoruz." dediler. Bunun üzerine Efendimiz onlara: "Bu sizinki gerçek mânada hayâ sayılmaz. Allah'tan gerçek mânada hayâ etmek şöyle olur: Mezarlığı ve vücutlarınızın çürümesini her zaman hatırınızda tutmalısınız. Karın boşluğunuz ile bu boşlukta bulunan organlarınızı, başınız ile üzerine yayılan organlarınızı haramdan korumalısınız. Âhiretin itibarını arzu eden kimse dünyanın süsünü terk etmelidir. İşte Allah'tan gerçek mânada hayâ etmek böyle olur ve böylelikle kul, Allah'ın dostu olma mertebesine ulaşır." İmam Gazali December 25 Biz en iyisi arkadaş kalalım....Biz en iyisi.. ÇAY SİMİT PEYNİRBasit yaşayacaksın basit, Mesela susayınca su içecek kadar basit. Dört çıkacak iki ile ikiyi çarptığında Tek düğmesi olacak elindeki cihazın Tek bir düğme, tek bir cümle gibi Sevince lafı dolandırmadan söylediğin “seni seviyorum” gibi Basit bir öpücük yetecek sana Basit sıradan bir öpücük Ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin Ve o öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını Öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını… Kabak çekirdeği verecek sana, Rakamların veremediği mutluluğu.. El yazısı ile yazılmış eğri büğrü bir mektup Olacak en değerli kağıdın, hep yanında taşıdığın… Atmaya kıyamadığın…
İki hareketle giyiniverecek İki hareketle soyunuvereceksin Kısacık olacak uyanman ve yola çıkman Arasında geçen zaman.. Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman, Ve kendini bile anlayabileceksin, yazdıklarını.. Bakışların bile anlatabilecek kendini Beklentilerinde basit olacak, Kaf dağının arkasında bekleyecek mutluluklar.. Bir ıslıkla bulabileceksin en uzun Dostluk romanını.. Ya da bir damla gözyaşı anlatacak sana En ucuz romanını.. Pankreasının sağlığına dua edeceksin Kapatırken gözlerini, Zafer işareti yapacaksın Tuvaletten çıkarken!!!
Bir kaşarlı tost olacak aradığın Nasıl oturacağını bilmediğin sofrada Parmakların en kıymetli çatalın. Yine o parmaklar çözecek En karmaşık denklemleri. İskender’in kılıcı duracak Avukat rehperinin yanında. Bir flarmoni orkestrası vermeyecek sana Kontraplak bir gitarda doğru basılmış bir “fa diyez” in mutluluğunu… Makyajı ilk a sına kadar bilmemen yetecek, Temizlik kokacak en pahalı parfümün. “bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde Ve çok normal olacak bilemeyişin. Tek dereden su getirmen yetecek “istemiyorum” diyebilmeye… Ne durduğu fark etmeyecek arabanın altında.. Saatin sadece saati gösterecek Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın… Küçük bir not defteri olacak “bilgini” en hızlı “sayan”
Basit yaşayacaksın basit, Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi basit… Çay, simit ve peynirle…. December 22 BİZE NELER OLUYOR?****BİZE NELER OLUYOR?
Maddi olanaklarımız bu kadar fazlayken neden çoğumuz bu kadar huzursuzuz, bu kadar öfkeli, bu kadar güvensiz, birbirimize karşı bu kadar hoşgörüsüzüz? Neden çevremizdeki pek çok şey bizi bu kadar rahatsız ediyor? Yolunda giden bunca şey varken neden kendimizi kötü hissediyoruz? Bunun kanıtlarını her yerde görebilirsiniz: sürekli sızlanıp yakınan insanlar, Prozac satışlarında patlama, alkol ve madde alışkanlığı gibi. Giderek artan bir kabalık, uygarlığa yakışmayacak davranışlar, kavga eğilimi içine giriyoruz; hepimizin birer kurban olduğuna daha çok inanıyor, psikiyatrların kapılarını daha çok aşındırıyoruz; intihar oranları giderek artıyor, stresten yakınmayan nerededeyse yok. Direksiyon başına geçildiğinde artan agresiflik eğilimi, ölüm ya da yaralanma ile sonuçlanan trafik kazalarını rekor düzeye çıkarıyor. Zamanımız adeta bir kabalık, gelişmemişlik, alaycılık, düzeysizlik çağı oldu. En kötüsü de çocuklarımız ile ilgili olanı: kültürümüz sanki tüm gençlere diş biliyor, onların çocukluk masumiyetlerini zamanından önce yitirmeleri için elinden geleni yapıyor. Bana kalırsa zamanımızda yaşanan en gerçek kriz ruhsal anlamda olandır. Daha kesin söyleyecek olursak, bizim sorunumuz eskilerin ‘acedia’ dedikleri boşluk duygusudur. Acedia kendisini kişinin dışındaki olaylarla ve dünyevi işlerle gereğinden fazla ilgilenmek biçiminde gösterir. Ruhsal bir sığlık, kutsal konulara karşı ilgisizliktir. Beraberinde de bir üzüntü ve keder duygusu getirir. Acedia yaşama anlam katan kutsal konulara yeterince saygı duymayıp yalnızca maddi zenginliklerin peşinde koşanların düştükleri durumdur. Nefretle birlikte kişi kutsal konuları daha fazla yadsır, kötü huyları artar, dünyaya daha kara gözlüklerle bakar. Maddi kazanımlar yeterli değildi. Diyelim ki işsizliği tümüyle ortdan kaldırdık, ekonomi büyüme hızını artırdık ama iyiliği, adaleti, merhameti unuttuk. Dışımız ne kadar parlak, ne kadar süslü olursa olsun başarılı değiliz demektir. İnsanlar manevi değerlerini yitirdikçe ya da bunlar yalnızca sözde kaldıkça çok önemli sonuçlar beklemeliyiz. Üstelik politik ve ekonomik çevrelerde manevi değerlere sırt çevirdiklerinde sonuçların daha da olumsuz olması kaçınılmaz. Dostoyevski bize şunu hatırlatmamış mıydı? “Eğer Tanrı yoksa herkes her şeyi yapabilir”. İşte şimdi o her şeyi görmekteyiz. Çocuklarımızdan daha fazla uygarlık ve sorumluluk beklediğimizi söylüyoruz ama okullarımızın pek çoğunda neyin doğru, neyin yanlış olduğunu öğretmekten kaçınıyoruz. Sokakta yasanın ve düzenin egemen olmasını istediğimizi söylüyoruz ama şiddet suçlarının yeniden aynı sokaklara dönmelerine izin veriyoruz. Yasalar uyulmasını istiyor ama yasa dışı davranışlara prim vermekten kaçınmıyoruz. Gençlerin cinselliğe erken yaşta başlamalarını istemiyoruz ama eğitimciler gençlere doğru yolu göstermek yerine doğum kontrolünü yapmayı tercih ediyor. Aile birliğini korumak istediğimizi söylerken, bir yandan da boşanmaları kolaylaştırıyoruz. Renk körü bir toplum yaratmak istediğimizi söylüyor ama insanları cilt renklerine göre saymakta bir sakınca görmüyoruz. Manevi değerlere karşı duyulan bu antipatinin e bu konulardaki dar görüşlülüğün birkaç liderin ya da şarlatanın ahlaki sorumsuzluklarını ya da parasal zenginliklerini veya onların arkalarından giden bazılarının olayları farklı gösterme becerileri ile açıklanmasına olanak yoktur. Manevi değerlere duyulan nefret, bunların bizi görmezden gelmeyi yeğlediğimiz konularla yüz yüze getirmesinden kaynaklanmaktadır. Sorun zenginliğin kendisi değil, onu sevgilerimizin ve arzularımızın nesnesi haline getirmek, bunun sonucu olarak da başka değerleri bir tarafa atmaktır. İnsanlar eğer mutsuz, huzursuz, kederli, öfkeli olmayı isterlerse; bu arzularını yerine getirmelerini sağlayacak pek çok şey bulabilirler. Vahşi kapitalizm bir sorun çünkü değerleri bozuyor, çarpıtıyor. İnsanlar artık bira satmak için felsefe yapıyorlar: “Dünyaya bir kere geliyorsunuz, o halde olabildiğince zevkli yaşamaya bakın.” Eğer genç insanlara bakarsanız, her yerde o televizyon makinesinin diliyle konuştuklarını duyacaksınız. Toplumun temel kurumu olarak evliliğe yapılan saldırılar durmak bilmiyor ve onun yerini, birisi ile birlikte olunsa da olunmasa da bireysel tatminin önde geldiği görüşü alıyor. Çoğu suçların nedeni ahlaki yoksulluk, yani insanın neyin doğru neyin yanlış olduğunu erken yaşta öğrenmemiş olmasıdır.
William J. Bennett |
|
|||
|
|